Türkçe
diğer dillerden üstün bir dil olduğu tarışılmaz bir gerçekken nedense
bunu kendimize dahi inandırmanın güçlüklerini yaşıyoruz. Yüzyıllardır
bu kadar hor görülmesine rağmen hala ayakta durabiliyorsa bu durum en
başta dilimizin ne kadar güçlü olduğunu göstermez mi? Bir gün Türkçenin
üstünlüklerini arkadaşlarımla konuşurken içlerinden biri "Türkçe
bizim kendi dilimiz onu savunmak ve korumak için üstün olması gerekmez"
demişti. Evet çok haklı üstün olmasa da sahip çıkmamız gerekirdi çünkü
bizim dilimiz. İşte size tesbit edebildiğimiz kadarıyla Türkçenin üstünlüklerini
anlatan bir kaç madde..
1-Önce insan: Dünyadaki yaygın dillerin bir çoğunda insan ile eşya arasında
fark yoktur, cinsiyet ayırımı vardır. Oysa Türkçemizde bütün insanlar
eşittir ve diğer doğa varlıklarından farklıdır. Örnek olarak şu cumleye
bakın "İnek ve yavrusu otluyor." Benzeri bir cümlede özne
insan olduğunda şu şekil oluşacaktır "Anne ve çocuğu yemek yiyorlar."
Bu iki cümle birbirlerine çok benziyor fakat dikkat ederseniz yüklemin
sonunda lar takısı sadece insanlar sözkonusu olduğunda ekleniyor. Bir
dilin insana önem vermesi ve cinsiyet ayrımı yapmadan her insanı eşit
kabul etmesi üstün bir özellik değil de nedir. En azından bu özellik
sayesinde sözlerinde üçüncü tekil şahıs geçen bütün şarkılar ve türküler
hem kadınlar hem de erkekler tarafından rahatlıkla söylenebilmektedir.
2-Kelime türetme yeteneği: Eklemeli dillerin en güzel özelliklerinden
biri kelime üretme imkanlarının çok geniş olmasıdır. Kökten kelime türetildiği
gibi türetilmiş kelimelere yeniden ekleme yapma imkanı bulunmaktadır.
3-Türkçede kelimelere vurgu sayesinde anlatım gücü çeşitliliği sağlanabilir.
Örneğin "Onu buradan atmalıyım". Cümlesinde her kelimeye ayrı
ayrı vurgu yapalım, göreceğiz ki hangi kelimeyi vurgularsak o unsura
daha fazla dikkat çekmiş oluyoruz. Kimi buradan atmalısın? Sorusuna
yanıt "Onu buradan atmalyım". Onu nereden atmalısın sorusuna
yanıt; Onu buradan atmalıyım. Onu ne yapmalısın sorusuna yanıt; Onu
buradan atmalıyım.
4- Gizli sözcük zenginliği: Türkçede genelde kullanılmayan bir çok gizli
kelime vardır. Genelde kullanılmayan kelimeler dilin parçası sayılır
mı hiç diyeceksiniz. Başka dillerde sayılmayabilir ama Türkçede sayılmalıdır.
Eğer bir kişi bu gizli kelimeyi kullanacak olursa karşıdaki de bunu
anlayacak olursa nede sayılmasın. Sözcük köklerini ve isim yapan ekleri
terketmediğimiz sürece gizli kelimeler de bizi terketmez, her an kullanılmayı
beklerler. Türkçenin binlerce yıl ayakta kalabilmesinin sırrı da belki
burda yatmaktadır. Türkçede atıl bekleyen kelimeler o kadar çoktur ki
bazı dillerin kelime sayısından bile fazladır. Gizli olan ve olmayan
kelimelere örnek verelim; Ver kökünden vergi türetilmiştir günümüzde
kullanılmaktadır yani gizli bir kelime değildir, oysa al kökünden algı
kullanılmamaktadır, "dilenci insanlardan algı topluyordu"
cümlesi sizce ne manaya geldiği az çok anlaşılmıyor mu algı= sadaka
değil mi?. Duy kökünden duygu, gör kökünden görgü kullanılmaktadır,
dur kökünden durgu ise kullanılmamaktadır. "Trafik durgusuna yakalandım"
gibi bir cümle kurduğumuzda (ilk defa kullanıldığı için tuhaf gelebilir)
bu cümlenin de ne manaya geldiğini anlayabiliriz. Gizli kelimelerim
sayısı sadece köklerle sınırlı değil, bir ekle yetinmeyip ikinci ve
üçüncü eklemeler yaparak aynı kelime üzerinde kelime türetme olasılık
sayısını arttırmak mümkündür. Durguluk, durguç, durgucuk vs.
5- Kelime haznesi konusunda gizli kelimelerin katkısından yukarıda bahsetmiştik.
Bir de kelime haznesini artıran fakat bir çoğu sözlüklerimizde yer almayan
Türkçenin cümle içindeki geçici kelimeleri vardır. "Sigarasında
bir kaç içimlik yer kalmıştı" cümlesindeki içimlik kelimesinde
olduğu gibi.
6- Türkçede
kelimeler cümle içinde çok değişik yerde kullanılabilir. Cümledeki yerine
bağlı olarak farklı bir anlam kazanan cümle aynı kelimelerle değişik
ifadeler sağlamaktadır . "Gökteki yıldız parlıyordu" ile "Yıldız
gökte parlıyordu" aynı anlamı taşımaz. Bu şekilde kullanımlar Türkçede
çok yaygındır. Bir çok dilde ise kelimelerin yerini değiştirmek hem
kolay değildir hem de değiştirilse bile anlamda farklılık meydana gelmez.
7-Türkçe
kendini ispat etmiş en eski diller arasındadır. Doğal şartlara uyum
gösteremeyen canlı türleri yok olmaktadır. Türkçe terkedilmeye çalışılmış
(osmanlıcada olduğu gibi) fakat kendini toparlayıp yeniden canlanmıştır.
Günümüzde Türkçe kadar köklerine bağlı bir dil çok azdır. Avrupa dillerinin
geçmişi 400-500 yıllıktır. Belki 200 yıl sonraki dünya yüzeyinde birbirini
anlamayan fakat ingilizce konuşan değişik halklar olacaktır çünkü bu
gün dahi ingilizce çok yerde farklılaşmaktadır. Zaten latince aynı akibete
uğrayarak çatallaşmış fransızca, almanca, ingilzce dilleri meydana gelmişti.
Türkçe yine köklerine bağlı olarak ayakta durabilecetir ( yeter ki terkedilmesin).
Binlerce yıl geçmesine rağmen dünyadaki Türkçe konuşan insanların dilleri
latin dillerindeki örnekteki gibi ayrı diller olarak değil farklı lehçeler
olarak kabul edilmektedir.
8- Türkçe
olduğu gibi yazılan-yazılabilen bir dildir. Bir sesi ifade ederken tek
bir harf kullanılmaktadır. Bu açılardan okuma yazma öğrenimi, proğramlama
dili (henüz ciddi bir çalışma yok), bilimsel isimlendirmelerde (çok
az kullanılsa da) üstünlük taşımaktadır.
9-Ses uyumu: Ünlü ünsüz uyumu, kelime sonlarına gelen eklerden sonra
bazı harflerin yumuşaması gibi özellikler Türkçenin ses olarak kulağa
hoş gelen bir dil olmasına sebep olmaktadır. Üstelik insan doğasına
en uygun sesleri barındırmaktadır. Bazı kasıtlı yanlış dayatmaların
aksine Türkçe şarkı, şiir ve edebiyat için en uygun dildir.